Eskişehir’de Ne Yenir? Çibörekten Balabana Şehrin Sofrası

Eskişehir’de Ne Yenir? Çibörekten Balabana Şehrin Sofrası

Eskişehir’de bir yemek molası, şehrin göçlerle şekillenen geçmişine de açılır. Kırım Tatarlarının çiböreği, Çerkes mutfağından abısta, pide ve köfteyi aynı tabakta buluşturan balaban bu çeşitliliğin farklı yüzleri. Odunpazarı sokaklarının fırın kokusuyla Porsuk çevresindeki çay molaları arasında, sofranın yalnızca tek bir meşhur yemekten ibaret olmadığı anlaşılır. Hamur işi, et suyu ve tatlı birbirinden ayrı karakterler taşır.

Çibörek: ince hamurun içindeki sulu harç

Un, su ve tuzla hazırlanan hamur ince açılır; içine soğan, karabiber ve suyla karıştırılmış çiğ kıyma konur. Yarım ay biçiminde kapatılan çibörek yağda kızarırken dışı kabarır, içindeki harç hamurun içinde pişer. Bu yüzden bir lokmada çıtır yüzeyle sulu et harcı karşılaşır. Kırım Tatar mutfağından şehre yerleşmiş bu lezzetin yanında ayran, hamurun sıcaklığına serin bir eşlikçidir.

Balaban: et suyunu çeken pide, ızgarada pişen köfte

Balabanın tabanı küçük doğranmış pidedir. Sıcak et suyuyla yumuşatılan ekmeğin üzerine yoğurt ve salçalı sos gelir; ızgara köfteler, kimi sunumlarda bonfile şiş de bu katların üzerine yerleşir. Son dokunuş tereyağıdır. Pidenin sosu içine almasıyla köftenin kızarmış yüzeyi arasındaki fark, yemeğin asıl keyfini oluşturur. Biber, domates ve maydanoz da tabağa renk ve tazelik katar.

Abısta: Çerkes sofrasının mısır unu

Abısta, süt ve suyla pişirilerek koyulaştırılan mısır unundan hazırlanır. Yoğun kıvamlı bu hamur tabakta şekillendirilir; tereyağı ve peynirle sunulur, Çerkes tavuğuyla birlikte de sofraya gelir. Sade mısır tadı, peynirin tuzuyla ve eriyen yağla belirginleşir. Çiböreğin gevrek kabuğundan sonra abıstanın yumuşak, sıkı dokusu şehrin hamur işlerine bambaşka bir pencere açar.

Met helvası ve boza: iki ayrı mola

Met helvasında unlu, yağlı karışım çekilen şekerle birleşir. Küçük silindirler hâlindeki helva, ağızda dağılan ince lifli yapısıyla tanınır; vanilyalı ve kakaolu çeşitleri vardır. Eskişehir’den götürülen tatlılar arasında yer bulması, taşınabilir biçimiyle de ilgilidir. Keskin bir şerbet tadı yerine kavrulmuş un ve şekerin birlikte oluşturduğu ufalanan doku öne çıkar.

Boza ise kaşıkla da içilebilen koyuluğu, hafif ekşi ve tatlı tadıyla daha yavaş bir mola ister. Eskişehir geleneğinde sarı mısırdan hazırlanan boza, fermantasyonun ardından süzülüp tatlandırılır. Özellikle serin havalarda çarşı gezisine iyi bir ara olur. Öğle yemeğinde balaban ya da çibörek, ardından kısa bir yürüyüş ve boza molası, şehrin hem doyurucu hem sakin tarafını bir araya getirir.

Kaynaklar ve ziyaret bilgileri

Yemeklerin temel malzemeleri ve yöresel kimliği için resmî kaynaklar 12 Ekim 2026 tarihinde kontrol edildi. Menü, bulunurluk ve servis düzeni işletmeye ve mevsime göre değişebilir; gitmeden ilgili işletmeden bilgi alın.